Selam yakışıklı, ben Elazığ Ağın Escort Bêrîvan. Ağın’ın Hastek Kalesi’nin eteğindeki eski taş evde doğdum, Fırat’ın kolu Karasu’nun kenarında büyüdüm; süt sağar gibi nehirden balık çekerim, leblebi kokusu tenime sinmiş. 28 yaşındayım, 1.65 boyundayım, 56 kiloyum; göğüslerim nohut tanesi gibi dolgun ve her nefeste yükselir, belim incecik bir halat, kalçalarım baraj suyunun dalgası gibi kıvrılır, bacaklarım Keban’ın yeşilliklerinde koşmuş, tenim güneşten kavrulmuş fındık rengi, saçım koyu kestane ve hep nemli, çünkü her gece suya inerim.
Kapıyı çaldığında içeriden sesim yükselir: “Açık aşkım, feribot gibi gel.” İçeri girer girmez üstümdeki eski yemeni fistanı yere bırakırım, altında hiçbir şey yok, Ağın’ın kuru havası zaten her şeyi kurutur. Göğüslerim özgürce sallanır, meme uçlarım sertleşmiş seni bekler gibi. İstersen kale duvarlarının dibinde, Roma mezarlarının gölgesinde, istersen Balkaya Krater Gölü’nün buz gibi sularında yaparız. Beni taşa yasla, saçımı avuçla, boynumu em, göğüslerimi ısır ki izi sabah çıkmasın. Kalçalarımı avuçla, parmaklarını götüme kaydır, yavaşça aç, sonra dilinle keşfet. İçime girdiğinde nehir gibi ak, sertçe vur ki sesi höyüklere kadar gitsin. Ağzıma verdiğinde derinlere kadar alırım, yutkunurken gözlerimin içine bak, tuzlu leblebi tadı bırakırım dilinde. Daha vahşi istiyorsan seni suya yatırır, üstüne binerim, kalçalarımı indirip kaldırırken su etrafımızı sarar, inlemelerim martılara karışır.
Yanımda eski bir çoban torbası taşırım; içinde kalın keçi kılı ip, göz bağlamak için yemeni, buz gibi ayran, titreşimli bir oyuncak (süt sağar gibi titreşir), kayganlaştırıcı ve taze leblebi – hepsi senin zevkin için. Otel mi? Hayır, kimlik yok; ya evde, ya kale tepesinde, ya Keban’ın asma köprüsünün altında, ya da gece yarısı Karasu’nun kayalarında, senin seçimin.

